Yusuf ALİOĞLU 'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
Yazı Detayı
09 Mart 2025 - Pazar 09:46 Bu yazı 1823 kez okundu
 
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Kelimelerden örülmüş eskir bir duvarda tek harfli bir tablo gibi yalnız başına ve ıssızdı.

 

Bir uçan kuşlara bir de yürüyen karıncalara baktı defalarca, bıkmadan. Bu kozmik koro ne zaman duyulacaktı. Bu bilge sözleri kim besteleyecek, bu hikmet deryasını kimler avuçlayacak, bu sessizliğin orta yerine dikilecek müjde yüklü anıta kimler yol olacak, kimler ustalık taşıyacaktı.

 

Başladı toplamaya kitaplıkta, çekmecelerde, vestiyerde hayatının dağılmış sayfalarını. Onulmaz bir tutkuyla biriktirdiği ahşap evin eskizlerini, çocukluk rüyası fotoğraf makinesini, gümüş süslemeli rengarenk tespihleri, krom şamdanı, arkaik zemzem bardakları, gümüş tabakları, çanak tütsüleri, ince uzun sürahileri...

 

Bir yandan dağınık saçlarını topluyor diğer yandan grafik sanatçısı gibi kadrajda biriken sokakları, sokakta topladığı anıları, tecrübeleri, şarkıları, hayal denizlerini, şiir gibi Ramazan gecelerini ve bayram sabahlarını düzenliyordu.

 

Siyah beyaz günlerin sükûnet damlayan parmaklarını budayan çok renkli dijital dramlara daldı usulce. Kelebek avcılarının yüreklerine mil çeken ve renkleri betonla müebbete uğurlayan bitimsiz dramları izledi.

 

Beyaz peşkiri katlarken bir ceylan gibi sekti sonra Efes'ten Milet'e, Kapadokya'dan Zeugma'ya. Önce Hattiler, sonra Hititler, son olarak da güzel atlar ülkesi birikti zaman ve mekan prizmalarının saçaklarında. Kirlenmemiş gözlerle baktı Dicle'nin nazlı sularına, suların koynunda akan kadim gravürlere, asimetrik aşklara.

 

Hayatı hayatlayan şehirlere baktı sonra doyasıya. Hayran bırakan mimarileriyle Kuzey Afrika Camileri, el yazması eserlerle dolup taşan kitapçılar, ibadet tadıyla çalışan ciltçiler, ceylan derisini işleyen dokumacılar, ağaca boyut katan marangozlar, müzikal bir sahne tadındaki bakırcılar, çilingirler, demirciler, nalbantlar, saraçlar, çömlekçiler, palancılar, eyerciler…

 

Bir değirmendi bu dünya. Dantela örer gibi dönüyor, döndükçe öğütüyordu en büyük limanları, en kalabalık yolcuları; öğüttükçe dönüyordu yeni limanlara, yeni yolculara, yeni yolculuklara.

 

Buğulu ve eskitme bir film şeridi gibi geçti ısrarlı ve amansız günlerin serüveni. Irgat çocuklarının dünyasından kotarılmış bir senaryosu vardı eskidikçe gençleşen cümleleriyle. Hem oyumcusu hem de seyircisi nasıl olunurdu bir oyunun. Afişleri ve anonsları nasıl da heyecanlandırırdı kaldırım taşlarını, telefon direklerini, seyyar satıcıları. Baş aktör, karakter oyuncuları, figüranlar, set çalışanları nasıl da çoklukta tekliği seslendirirdi başarıyla.

 

Kuzeyin rüzgarlarını arkasına aldı mı bir aktör, poyraz, yıldız ve karayel demeden mahalleleri yalayıp geçerdi bir çırpıda. Ayçiçekleri gibi hep güneşe, hep doğuya bakar, organik sözler, sahici bakışlar üretirdi. Denizde gemici, yaylada çoban, tarlada rençber, Mercan Yokuşu’nda hamal, maden ocağında işçiydi. Kestane ağacından yelkenler, meşe yapraklarından taçlar yapar,  evlerini yamaçlara kondurur, serender minderlerinde kitabın ve çayın tadına kanatlanırdı.

 

Stalin Kars ve Ardahan’a göz koymuştu, Hüseyin Avni Meclis kürsüsünden ‘davanızı ilmi münakaşayla müdafaa edin. İnsanları ölümle, kanla tehdit ederek değil..’ diyordu. Zabıta köylünün bakracına tekme atmış, minarelere Tanrı Uludur sesi değmiş, 1938 tarihli bir gazetede ‘Türkçe konuşmayanlara ceza verilecek’ başlığı atılmıştı. Cami helasının yanına dispanser yapılmış, içimizdeki bazı hainler Ruslara casusluk yapmıştı… Daha neler neler akıp gidiyordu yedi ajanslarında.  

 

Düşündükçe hatırlıyor, hatırladıkça ürperiyor, kentsoylu anılarda sırılsıklam ıslanıyordu.

 

Birer Mezopotamya rölyefi misali biriktirdiği mısırı, buğdayı, Sümerbank bezini, şeker torbasını, beş numara gaz lambasını, şakülü, malayı, vita yağı ve tüpgaz kuyruklarını, sağcıları ve solcuları, simsiyah kalın bıyıkları, uzun favorileri ve geniş pantolon paçalarını, yumurta topukları, saçaklı kırmızı kuşakları, TRT’de ‘Maden Dağı Dumandır’ türküsünü ve daha binlerce hatırayı kalbiyle selamladı, gözleriyle öptü, alnıyla kucakladı.

 

Ve sonra Bedri Rahmi’den birkaç satır yürüdü titreyen dudaklarına:

 

‘Halaylar durdu / Horonlar durdu / Al damar, mor damar, şah damar sustu / Bahçeler put kesildi birer birer / Meyveler salkım saçak taş. / Bir bulut uçardı / Başı boş bedava / Yandı kül oldu. / Hüzün geldi baş köşeye kuruldu / Yoruldu yüreğim yoruldu…’

 
Etiketler: 'BİR, DEĞİRMENDİ, BU, DÜNYA',
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
25 Şubat 2026
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
736 Okunma.
19 Ocak 2026
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
1440 Okunma.
03 Ocak 2026
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
1474 Okunma.
03 Aralık 2025
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2107 Okunma.
21 Ekim 2025
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
2803 Okunma.
09 Ekim 2025
Batı’da Şehir Tarihçiliği
1993 Okunma.
04 Ağustos 2025
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
2872 Okunma.
14 Mayıs 2025
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2137 Okunma.
22 Nisan 2025
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6063 Okunma.
16 Mart 2025
ŞEBBİHALAR HER YERDE
1680 Okunma.
08 Eylül 2023
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4083 Okunma.
17 Ağustos 2023
Köprüler ve Çamurlu Sular
3424 Okunma.
13 Temmuz 2023
Biriktirdiklerim-7-
3169 Okunma.
27 Mayıs 2023
Bingöl’ün Referandum Karnesi
3622 Okunma.
07 Mayıs 2023
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
2748 Okunma.
29 Nisan 2023
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
2492 Okunma.
24 Nisan 2023
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3421 Okunma.
11 Nisan 2023
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3068 Okunma.
05 Nisan 2023
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
2525 Okunma.
23 Mart 2023
“Ben de adayım”
2704 Okunma.
18 Şubat 2023
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3137 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2325 Okunma.
18 Şubat 2023
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2496 Okunma.
18 Şubat 2023
Biriktirdiklerim-6
2304 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
2593 Okunma.
08 Kasım 2022
Engerek Soyu
3074 Okunma.
16 Eylül 2022
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
4480 Okunma.
05 Eylül 2022
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3137 Okunma.
22 Ağustos 2022
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
3830 Okunma.
02 Ağustos 2022
Libası İdrarlı Adamlar
3759 Okunma.
27 Haziran 2022
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5009 Okunma.
21 Haziran 2022
‘Ey kötülük!’
3263 Okunma.
24 Mayıs 2022
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4133 Okunma.
05 Mayıs 2022
'Sıkıntı yok!'
3817 Okunma.
19 Nisan 2022
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
3930 Okunma.
08 Nisan 2022
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
3607 Okunma.
20 Mart 2022
Hakikate Tanıklık Nedir?
3604 Okunma.
03 Mart 2022
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
3975 Okunma.
09 Şubat 2022
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5498 Okunma.
13 Aralık 2021
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8053 Okunma.
17 Kasım 2021
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6096 Okunma.
09 Eylül 2021
Harf Eken Kelime Biçer
7028 Okunma.
24 Ağustos 2021
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
4914 Okunma.
24 Haziran 2021
Çekilin aradan, maradan...
6750 Okunma.
15 Haziran 2021
'Biraz da ben konuşayım'
5635 Okunma.
28 Mayıs 2021
‘Apaçık’ Şiir
5785 Okunma.
06 Mayıs 2021
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6030 Okunma.
22 Nisan 2021
Kitaplar Dolusu Susmak...
4951 Okunma.
16 Nisan 2021
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
4517 Okunma.
23 Mart 2021
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6060 Okunma.
18 Ocak 2021
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
13973 Okunma.
22 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -5-
3946 Okunma.
10 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -4-
4296 Okunma.
04 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -3-
4468 Okunma.
30 Kasım 2020
Parayı Nereye Yatırmalı?
4323 Okunma.
26 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -2-
4558 Okunma.
16 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -1-
4704 Okunma.
19 Ekim 2020
Ne Zaman Reşit Olacağız?
5919 Okunma.
Haber Yazılımı